Yıkım Günleri / Altay Ömer Erdoğan

hayat perdenin arkasında, hem yara kendine hem kara

biz sustukça çoğalıyor hem de, bulaşıyor bir başkasına

kırlangıçlar beklemiyor balkonuna, yıldızlara bakmayı unutmuş

gölgesiyle kavgalı gövde; sözcükler devşirip uzak bahçelerden

kapımıza dayanıyor öğle saatlerinde, korkmaktan solan güller

biz sustukça çoğalmıyor ama güneş, nedensiz tenimizdeki ürperme

unuttuğumuz yer adlarıyla karışmış kahramanlık sıfatları 

kalbimiz bize en uzak duyguların ünlemiyle

şimdi şehri ikiye bölen bir nehir gibi akmak vardı

parmak uçlarında yürümek yaprak cenazesi sokaklarda

iyi bilmek süpürgenin ilmini ve korkmaktan solan karanfiller de

bakışlarını hiç değiştirmeyen ustaların ellerinde

bir bakmışsın pazaryerlerinde söz olmaktan utanıyorlar

giydiriyorlar gülüşlerini deniz görmeyen pencerelerine

ilkel sessizlikleri kutsanan kadınların da utandığı sessizlikte

ama anlamsız bir gürültü de olmasın ki varlığımız

yokluğumuza ağıtlar yakılmasa keşke

ağırlıklarımızdan kurtulsak göz yordamıyla önce

boşuna konuşmamak için mi her şey, yoksa boşluk mu asıl

asılıyoruz kendi dalımıza, solmaz mı menekşeler korkmaktan

gazeteler, televizyonlar, kablosuz yalnızlıklar üzerimize

beğen beğenebildiğin kadar özgürsün ne de olsa klavyede

anasayfalarında dansöz oynatıyor imlâ kılavuzu ödünç abiler

intihar haberinin bir iki tık üzerinde, “Ne de olsa herkes biraz ölüdür”*

kendi tenine gömülüdür, ey okur az sonra bu şiirde slogan atılacak

dikkat köşeyi dönünce büyük bir yalnızlığa kapılabilirsin

kapanabilir bir zamanlar parmak ucuyla açtığın kapılar 

ya da kırılabilir kalplerin kapısını açan eşsiz anahtar

uçurumun kıyısında yalnızız, korkudan solabilir mi çan çiçekleri

ey tuzdaki sabır bize kokmamayı öğret ve sonra öldür

çünkü dayanamaz hiçbir ölümlü kendi kokusuna

saatleri ayarlayalım ve kalırsa incelik kalsın bizden geriye

gökyüzüne merdiven dayamanın anlamı üzerine konuşmak

ödeşmek gibi anlamlıdır toprağı koruyan nemle

çünkü suskunluktur çürümenin ilk ve ilkel nedeni

çünkü çok uzak gölgemiz ve kirletilmemiş olsun duvarlar

ben gölgemi aramak için kaçıyorum bu şehirden

çiçekleri kurutmamaya bileniyor bütün şehirli sağanaklar

-de’lere, -ki’lere, ama’lara, keşke’lere sığınarak

herkes kendini kurmaya çalışıyor bölüm bölüm 

kendimizi yıkmadan ne yeni bir dünya ne yeni bir ölüm!..

 

* Edip Cansever

 

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)