Yerdeniz Kitapçısı Söyleşi / Asuman Susam

Yerdeniz Kitapçısı gerçek kitap müptelalarının İzmir'deki yeni buluşma mekanı oldu. Bu nasıl oldu, bunu Nuray Önoğlu ve Ergun Tavlan'la konuştuk

Okuma oranının bu denli düşük olduğu bir ülkede kitaba gönül vermek bir çılgınlık. Siz iki çılgın Yerdeniz macerasına çıkmaya nasıl karar verdiniz? 

İkimizin de uzun yıllardır ayrı ayrı hayalini kurduğu bir şeymiş kitapçı dükkânı açmak. Hayatımızı birleştirmişken ortak hayalimizi birleştirmemek olmaz dedik, başladık olanakları araştırmaya. Şansımız da yaver gitti, bir süre sonra uygun bir yer bulduk ve işe koyulduk. 

Bir çevirmen ve bir şair… Bu varoluş alanlarının Yerdeniz’in kimliğine ve birikimine katkıları nasıl oldu? 

Herhalde asıl katkısı bizim kitaplar konusundaki birikimiz anlamında olmuştur. İkimizin okumalarının örtüşen ve ayrı alanları var; psikolojiden popüler bilime, öyküden - romandan şiire, edebiyat eleştirisinden felsefeye geniş bir yelpaze oluşturuyor doğrusu. Bu birikim Yerdeniz’deki kitapları seçerken rehberlik etti bize. 

Öte yandan, bu kimliklerimiz nedeniyle yayın dünyasından çeşitli ilişki ve tanışıklıklarımız vardı ve bunlar da kitap temini, bağlantıların kurulması vb. konularda işimizi hayli kolaylaştırdı doğrusu. 

Tipik bir sahaf gibi de tipik bir kitapevi gibi de davranmıyorsunuz. Yerdeniz’in  nasıl bir felsefesi var? 

Başka türlü bir yer olsun istedik. Çevirmen olanımız burada çevirilerini yapmaya devam etsin, örneğin. O yüzden tuttu evdeki çalışma odasını kısmen buraya taşıdı; duvarlarındaki resimlere, raflarındaki objelere kadar. Şair olanımız arkadaşlarıyla buluşup söyleşebileceği, fırsat buldukça okuyup yazabileceği bir yeri olsun istedi, onun da kendi köşesi var. Ama asıl önemlisi, okurların burada rahat etmelerini, kendilerini ait hissedecekleri bir ortam bulmalarını istedik ve burayı o şekilde düzenledik. Ortadaki “meşhur”  uzun çinili masa ve arka avludaki iki masalık oturma yeri okurlara kitapları diledikleri gibi karıştıracak, dilerlerse oturup okuyacak bir ortam sağlamak için düşünüldü.  Küçük mutfağımız çayımızın, kahvemizin her daim hazır ve sıcak olması için düşünüldü. Yerdeniz’i hazırlarken aklımızda hep şu vardı: İçinde bulunmayı isteyeceğimiz, içinde kendimizi iyi ve mutlu hissedeceğimiz bir kitapçı olsun. Felsefesi –varsa– bu: Kitapseverlerin kendilerini iyi ve mutlu hissedeceği bir atmosfer yaratmak. 

Okurlar tarafından çok ilgi gören ‘çok satması gerekenler’ köşeniz var. İronisiyle birlikte ciddi ve önemli bir eleştiriyi de barındırıyor içinde. Bu fikir ve bu köşe  nasıl ve hangi nedenlerle oluştu? 

Çok Satması Gerekenler Masası, bizim fikrimiz. Ama fikrin başlangıcı bize ait değil. Ahmet Büke’nin Kadıköy’de bulunan Cook&Book adlı bir yerde imza ve söyleşisi olmuştu birkaç ay önce. Etkinlik sırasında mekandaki bir rafa Ahmet Büke kitapları dizilmiş ve altına da “En Çok Satması Gerekenler” yazılmıştı. Tayfun Topraktepe arkadaşımız bu rafın fotoğrafını sosyal medyada paylaştı. Biz de bu fikri çok cazip bulduk. Aslına bakarsanız, Nuray’ın kurucusu ve halen sayfa yöneticilerinden biri olduğu Okunası Kitaplar grubu yıllardır Facebook’ta benzer bir işlev sürdürüyor: Nitelikli kitaplara okurun dikkatini çekmek için bütün üyeler gönüllü olarak çaba gösteriyor. Bu deneyimin de katkısıyla, nitelikli ama hak ettiği ilgiyi her zaman gör(e)meyen kitapları bu masada sergilemeye ve köşesine de “Çok Satması Gerekenler” diye minik bir pankart iliştirmeye karar verdik. Kitapların seçimi konusunda da Okunası Kitaplar üyeleri (ki üye sayısı elli bine yaklaşıyor) arasında küçük bir soruşturma yaptık ve önerilerden bir liste oluşturduk. O listeye kendi önerilerimizi de ekledik ve çok satması gerektiğini düşündüğümüz kitapları artık o masada dönüşümlü olarak sergiliyoruz.

Okurlardan büyük ilgi görüyor. Gün geçmiyor ki birileri durup fotoğrafını çekmesin yahut başını uzatıp “Ne kadar güzel bir fikir, ne iyi etmişsiniz,” türünden güzel sözler söylemesin. Kitap almaya gelen ve seçimlerini masadan yapan okurlarımız da az değil.

Yakın geçmişte masaya yeni bir bölüm ekledik: Yazarların mutlaka okunması gerekir dediği kitaplar. Yazar arkadaşlarımızdan on kitaplık bir liste istiyor ve o kitapları yazarın adıyla birlikte “…’nın Önerdikleri” diye masamızın bir kısmında sergiliyoruz. Behçet Çelik’in önerdikleri vardı geçen ay masada. Bu ay Ahmet Büke’in önerdikleri var. Ve başka edebiyatçıların önerdikleriyle devam edecek. 

İzmir sizi nasıl karşıladı? Memnun musunuz okurlarla iletişiminizden? Ve en önemlisi nasıl bir okur profili çiziyor sizin okurunuz? 

İzmir bizi çok iyi karşıladı, bağrına bastı, yalnız bırakmadı. Okurların bize söylediklerinden, sosyal medyada bizden söz eden paylaşımlarından vs. anlıyoruz ki, burada kendileri gibi kitap seven, kitaplar konusunda sohbet edebilecekleri, zaman zaman önerilerde bulunarak kitap seçmelerine yardım edebilen birilerinin bulunmasından gayet hoşnutlar. Doğrusu biz de hoşnutuz bu iletişim ve etkileşimden. Ayrıca yeni bir kitapçı olmamıza rağmen iyi kötü çarkı döndürmeyi başarıyoruz ve bilenler bunun gayet iyi bir durum olduğunu söyleyerek bize moral veriyorlar. 

Umduklarınız ve bulduklarınızla nasıl geçti açılıştan bugüne Yerdeniz’de hayat? Yarın için başka planlarınız, yenilikleriniz var mı bizi heyecanlandıracak?          

Umduklarımız ve bulduklarımızla arkamızda beş güzel ay bıraktık ve gayet memnunuz. Burada olmaktan hakikaten mutluyuz, çok iyi vakit geçiriyoruz. Dostlarımız, arkadaşlarımız için bir toplanma, buluşma yeri haline geldi; onları eskisine kıyasla daha sık görüyor, seviniyoruz. Yeni dostlar, arkadaşlar ediniyoruz. Her zamanki gibi, hatta her zamankinden daha fazla kitaplarla haşır neşiriz. Kitapları başka başka açılardan görmeyi, okur dediğimiz kitlenin nasıl geniş ve farklı ihtiyaçları, talepleri olduğunu giderek daha iyi öğreniyoruz. Olağan olarak dikkatimizden kaçabilecek kitaplardan, konulardan haberdar oluyoruz.  Hayat bize güzel diyeceğiz, ülkenin yakıcı gündeminden fırsat kalsa. Heyecan verici yenilikler, sürprizler, neler neler var aklımızda. Şöyle belli ortaklıkları olan okurlardan oluşan yaratıcı bir okuma kulübü kurmak  hayalimiz var, örneğin.  Başladığımız ama yeterince üzerinde duramadığımız bir Yerdeniz’e Öyküler projemiz var. Yerdeniz’de satılmak üzere öykücü arkadaşlarımız bir öykü yazıyorlar, onları 30 kopya çoğaltıyoruz ve yazarı her kopyayı imzalıyor ve biz de okurlara sunuyoruz. Bu projeyi sürdürebilirsek, belki ileride Yerdeniz’e Öyküler adı altında kitaplaştırabiliriz de.  Hafta sonları şöyle sekiz-on kişilik edebiyat sohbetleri yapsak diye konuşuyoruz eş dostla. Masal akşamı yaptık bir kez, sürdürmek istiyoruz. Bizde hayal bitmez de ne kadarını gerçekleştirebiliriz, o kısmı hayatın iznine bağlı. 

Çok teşekkür ederiz. 

Biz size teşekkür ederiz. Yerdeniz’e her daim bekleriz.

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)