Sarımsaklı Turşu Odağında Beyinden Kan Alma Denemesi / Didem Gülçin Erdem

"Aklımı kaçırmadım, aklımdan kurtuldum."

 Ronald Sukenick

 

Ellerimi alnımda gezdiriyorum mösyö. Ellerimi kulaklarımda. Tepesine götürüyorum başımın, aynı elleri yine. Aynı ellerle bunu yaptığıma sık rastlayamazsınız. Dikkatli değil, dikkatle bakınız.

Az önce psikozumu eğitmiş olmaktan geliyorum. Dışkımla tuvale dünyadan söz etmeyi henüz beceremediysem de, birkaç ev, hepsi için tek bir baca yapmak konusunda şimdiden ustayım. Psikozumu tırnak kenarlarımdan ayırıp sizinle tanıştırmaktan birkaç gün önce döndüm. Bildiğiniz ellerimle yaptım bunu. Henüz kulağımı kesmiş değilim.

“Elde edilen veriler; sanat ve delilik arasında bir neden-sonuç ilişkisinin varlığından söz etmeye yeterli değildir.

Ürkütücü biçimde normalsiniz. Suyun musluklardan akması gibi… Bu beni şaşırtıyor sözgelimi. Bir saksı çiçeğinin dokununca kapanması da öyle. Bulutlar ve daha başka şeyler. Ama siz duvarlar ve kapılar kadar olağansınız. Sizin normaliniz üzerinizden tarif ediliyor benim de yürüyüşüm, bakışlarım. Bir çiçeği tutuşumun sizin korkunç normal ellerinize göre tartılıyor olması ruhumu incitiyor. Bu incinmeyi adlandırmak da yine sizin işiniz. Ağaçlar falan dururken sizden hiza alıyor olmak, bağışlayın ama ancak bir delinin yapabileceği türden bir şeydir mösyö.

“Yaratıcılık ve delilik arasındaki bağlantı kanıtlandı haberi için hemen tıklayın!”

Pek sevgili gösteri toplumunuzun zavallı üyelerinden biriyim. Elimde kendimden başka hiçbir şeyim yok. Platon’dan beri kutsalım, modern zamanlarda kapatılmış…  Kendim için durmadan ruhumda şaklayan bir kırbaçtan fazlası değilim. Aklınız böylesine erkek, binalarınız bunca yüksek, metrolarınız fare yuvaları gibiyken çıldırmış kulelerinizle normal olan sizsiniz. Ben sizin keyifle söyleştiğiniz yüksek rakımlı balkonlardan aşağı sarkıtanım kendini. Yani ki ben Lennie'siyim Steinback'in; siz her daim George...

Tedavi edilmek? Bu bir pantolonu yamamaya benzemez mösyö. Bu, her yanı güveler tarafından delik deşik edilmiş bir mendille gözlerinizi silmeye benzer. Hafıza da naftalinli bir şeydir ama konumuz bu değil. Serbest çağrışımıma engel olunuz lütfen. Bu, tedavinin bir parçası olmalı. Kanıtla kendini dünya! Çukurun benimkinden daha az derinse inanacağım çıldırdığıma.

"Deha ile delilik arasında sadece 0,02 saniye vardır."

Enine çizgili kâğıtlar gibisiniz. Niyetim sizi şeritlere ayırmak. Aşağıya inin! Çukurumun hizasına. Bileklerimden akan kanla resimler yapacağım yüzünüze. Beyin kıvrımlarımın arasına sıkıştırdığınız olmazsa olmazlarınıza, aman sen de'lerinize, tükenmeden alın’larınıza, göbek atarken terleyen boğumlarınıza bir şey diyeceğim, yaklaşın! Ucuz iş gücü akıllarınıza, ambalajı açılmamış akıllarınıza, doktordan temiz ikinci el akıllarınıza, Mantık'ut-Tayr'ı da konumuzla mutlak ilişkilendirerek bir şey diyeceğim.

Varlığım, korkunç biçimde ideolojik. Her çağda böyle oldum. Siz olun diye. Kulak sayınız iki, parmak sayınız yirmi kalsın diye. Sizi kendinizden azad etmek için. Bir balığın dudaklarına yapışarak yaptım bunu. Öyle üst perdeden, öyle haklı, öyle çok bağırıyordunuz ki, sizi işitmemek için kulaklarımı kapatmam yetmedi, kestim onları. Sizinkiler yerinde dursun diye yaptım bunu. Siz durun diye, ben hep geçtim.

Yer altıyla bütün bağlarını kopartan siz topuklu akıllar, orta dünya zihinleri! Siz örgütlü aynılığın biriciklik vaadiyle kandırdığı bünyeler! Kolektif bir normalliğin, ‘tehlike anında camı kırınız’ ünlemleri! Aklınızı sakının benden. Çünkü ben sizin az önce gıcır gıcır ettiğiniz zindanlardan yaptığım kayıkla beyazı köpürmüş bir yumurtanın içine salacağım kendimi. Doğrusu, yumurta ciddi bir iştir. Kulaklarımdan bile.  

 "Sarımsak turşu için neyse, delilik de sanat için odur."

 

 

 

 

 

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)