Monokl Yayınları Söyleşi / Nil Sakman

Sizleri Monokl’ı kurmaya iten neydi? Nasıl başladınız? 

Monokl'a, 2006 yılında edebiyat ve felsefe ekseninde yayın yapan Monokl dergisi ile başladık. Dergi olarak, zamanla tamamen felsefeye yöneldik ve uluslararası sayılar ile konferanslar (Hegel, Lacan, Levinas, Nancy konferansları) gerçekleştirdik. 2010 Ekim'inde yayınevini kurduğumuzda, özelikle çağdaş filozofların temel yapıtlarınının Türkçeye kazandırılmasına, Türkçenin bir felsefe dili olmasına somut olarak katkıda bulunmak ve Türkçenin has düşünürlerini yetiştirmekti amacımız. Zamanla hayal ve hakikat olarak nitelendirilebilecek, düşünce ile hayalin dostluğu çerçevesinde geliştirdiğimiz bir edebiyat-felsefe uzamına yerleşti yayınevi. Edebiyat felsefenin "hayali" gözcüsü oldu, felsefe de edebiyatı "hakikatle" benimsedi. 

-Türkiye’deki yayınevlerinin endüstri içerisinde yaşadıkları sıkıntılar nelerdir? Bu sıkıntıları aşmak yönünde yayıneviniz nasıl bir yol izliyor? 

Yayıncılık yapmanın maddi ve kurumsal koşulları bütünüyle olgunlaşmış ve oturmuş değil Türkiye'de. Bu, türlülük ya da farklılık sağlayan bir oturmamışlık değil. Kaostan ve düzensizlikten "büyükler" faydalanıyor. Dikkati ve sabrı yok eden bir anlayış hastalık gibi yayılıyor. Bir ruhun, bir görüşün içinde ve üstünde yeşerebileceği somut koşulları oluşturmak bu salgına karşı büyük ve kararlı bir mücadeleyi gerektiriyor. Çoğunlukla bu mücadele tek başına yeterli de olmayabiliyor. 

Dağıtım, kitabevlerindeki dağılım ve vergilendirme başlıca sorunlar. Çevirmenlerin ve editörlerin yaşadığı sıkıntılar, bizlerin de doğrudan etkilendiği sıkıntılar. Yayıncılık alanının baştan sona yeniden düzenlenmesini hayati buluyoruz. Piyasadaki genel sömürü mekanizmasının, yayıncılık sektöründe de aynen işlediğini, hatta bazı durumlarda "aşırı" bir şekilde işlediğini söylemek yerinde olur. 

Monokl olarak, sabırla, fikirle ve hayalle, bizi biz yapan kökenleri ve değerleri unutmadan, Türkçenin imkanlarıyla bir yön, bir duyu ve bir his yaratmaya, bu hissi ve duyguyu dostça yaymaya çalışıyoruz. Bir fikir, bir vücud yaratmak için bir vicdana, bir sorumluluğa tutunmaya çabalıyoruz. Bu toprakların gönül yaraları ile düşünce yaraları arasındaki uçurumu kapatmak bizim sorumluluğumuz. 

Türkçeye düşüncenin özlemlerini, hasretlerini borçluyuz; bunun farkında olarak Türkçenin fikir kuvvetleri, kuvveleri olarak iş başındayız. Güç de insandır, gücüllük de; bunu aklımızdan çıkarmıyoruz. 

-Önümüzdeki senelerde endüstri nereye doğru evrilecek? Öngürüleriniz nelerdir? 

Dijital yayıncılığın kimi iyi yönleri de olmakla birlikte, belki de en çok sabra ve zamana ihtiyaç duyan kitapları daha da gözden ve dikkatten düşüreceğini söyleyebiliriz. Aslında kitaplar değil de okuma eylemi ve okunmaya değer olanın zamanı, yavaşlığı yok oluyor. Kitap üretimi artıyor ama nicelik arttıkça nitelik çok daha fazla bozuluyor. Bu nitelik kaygısının yayıncılık sektöründe hiçbir zaman birinci öncelik olmadığını ne yazık ki biliyoruz.  Bundan yola çıkarak da eleştiren, düzlem değiştiren, dünyayla mesafelenen kitabın zamanını korumak adına daha çok çaba sarf edilmesi gerekeceğini öngörebiliriz. Nesne-kitap adına değil de nefes-kitap, yaşayan-kitap adına sürdürülecek çetin bir mücadele olacak bu. Sadece yayıncıların değil okuyucuların da sınanacağı bir mücadele olacak. 

-Eser seçerken başvurduğunuz kriterler neler? 

Monokl'un temel ölçüsü, hayat değiştiren, yeni bir ruhu ve düşünceyi, yeni bir hayali kuracak kitaplar yayımlayabilmek.  Yalınlık ve derinlik arayışındayız. 

-Monokl’un gelecek ile ilgili planları neler? Sürprizler var mı? Yakın dönem hedeflerinizden söz eder misiniz? 

Felsefede ve edebiyatta 2016 yılı altın bir yıl olacak. Derginin 10. yılı, kuruluşumuzun başlangıcı olduğu için bu yıla çok özel hazırlandık. Önceki yılların çok üstünde, 30'un üzerinde kitap yayımlamak hedefindeyiz bu yıl. Edebiyatta John Barth, Teju Cole, Knausgaard, Mark W. Danielewski'nin isimlerini şimdiden anabiliriz. Felsefede de Ranciere, Badiou, Zizek, Lacan, Derrida, Nancy'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda filozofun önemli yapıtları yayımlanacak. Kendine özel bir kitlesi olan "Filozoflarla İstanbul'da" konferanslarımız da sürecek. Bunlar tabii sürprizlerin çok küçük bir kısmı. Edebiyat tarafınının çok dikkatle takip edilmesini öneririm, orada "küçük" bir Monokl devrimi yaşanacak. 


Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)