Mektup / Meriç Aytekin

Mektup 3

  Sevgili Morten’e

Özleminizi bazı günler büyük bir okyanusa bazı günler ise ince bir kibarlıkla akan nehirlere benzetiyorum. Ne zaman zayıf düşse onu bütün sanatsal ve bilimsel yeteneklerimle beslemeye çalışıyorum…Cinnetin sınırlarında yalnız bir dağa çekilmek istese de ruhumun perileri soruyorum onlara: Özlemsiz ne yaparım ben yaşamımın çıplaklığına? Hele sizin omuzlarınızın çocuksu özlemi olmadan…Anlıyor musunuz… Omuzlarınız bir çocuk parkı kadar görkemli ve Eden’den dişlenmemiş bir elma kadar saf….Omuzlarınız

Oysa hiç susamamıştım size…Hem de hiç...Susamak…Bir denizin papatyalar üzerinde açması gibi yükseliyor dudaklarınızda. Akşam vakti kadınların gözlerine sürme çekmesi nasıl anlatılabilirse bir Anadolu bozkırında öyle anlatabilirim ben size olan bu hayli eklektik aşkımı. Söylüyorum işte! Susamadım size…ama binlerce yıldır üzerine dağlar mühürlenmiş bir kitap gibi, İskenderiye’de taşlanmış efsunlu bir cadı gibi öyle zamansız, mekânsız ve öylesine hiçle tutuluyorum oluşlarınıza. Özleminizdir bu başka bir çığlığa benzemez. Sessizleşir kara bir güneşle dudaklarınızda…Yine omuzlarınız gelir aklıma şafağın sonunda çığlık çığlıya sevişir su perileri…

Bozkırın ortasında kentlere doğru üşüyorum şimdi, özlemle ısınmak için dans ediyor tüm şiirsel çılgınlıklar. Aşkından deliren ve kendiselliğini unutulmaz siyah bir tülle saran Anuş gibi haykırıyorum tanrının söylenmeyen isimlerini alınlarıma yazarak. Duyuyor musunuz? Yok oluyorum bir turnanın eski bir narı deşmesinde… Yok oluyorum özleminizde.

…Sonra masallar anlatsanız bana o ağzınıza en yakışan sessizliğin diliyle.

Sevgilerimle

19.02.2015

Meriç Aytekin

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)