Mektup / Meriç Aytekin

‘’ Und Gott sprach: Es werde Licht! und es ward Licht!’’

Başlangıçta her şey Gri ve Kara bir metalin kudretinin altındaydı.
Sanat’ın imkânı yoktu.
Peki şimdi?
Bugün ’ün başlangıcında her şey parlak!
Parlak ve kendine doğru uyuşturan varlığın yeni çehreleri!

Ah eski dünyanın tankları ve bombaları!
Yeni adımlarında gözümüzü alıyorsun –tekrar ve tekrar!-
Krom veya adını bilmediğimiz metallerin hakikati!

Parlak ve izlenesi yüzleri olan ışıklar taşıyan tanrılar/Yeni tanrılar/ Parlak/Sıfatsız ve Hezekiel’in hiç görmediği /göremeyeceği kadar kendine dönen ve kendine döndüren/  Yükselen binalar ve eşsiz soğukluğunda bir şehir/…Cümleler kesik ve diller anlaşılmaz.


Luther’in yüzünün gizliliği ve bizi sadece Tanrı kurtarabilir diyen Heidegger’in teknoloji nefreti… Doğaya dönüşten bahseden eko faşistler… İŞİD’in gerçek İslam olmadığını Alman toplumuna anlatmak isteyen ‘’gerçek’’ ve ‘’genç’’ Müslümanlar…

Post modernizm ve aydınlanma sonrası kapitalizm arasında bir yerde sanatın kurtarıcılığına inanıyor Isebella! Mezopotamya’nın tanrıçaları./ Benim burada yazabileceğim hiçbir şey yok/Düşünceler sadece parça parça kendine bir şekil bulabiliyor. Çaresizlik/ ve başka bir Dünya’nın Sefaratları yola çıktılar bile.

Kendimi arıyorum. Kendimi. Kendimiz.
Bizi ancak benlik kurtarabilir sevgili …  /…/…
Umutsuzluğumuzu neşeye dönüştürecek sevgili dünya( neresi?) -anima mundi!-
Varlığa kim dur diyecek?
Soru soramıyorum.

Hamburg/ Kuzey Almanya 26.10.2016

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)