Hakkari'nin Gizemli Taşları / Bahriye Kabadayı Dal

HAKKARİ’NİN GİZEMLİ TAŞLARI-BAHRİYE KABADAYI DAL

Devrimci Gençlik Köprüsü’nün yönetmeni Bahriye Kabadayı Dal’la  yeni,  ödüllü belgeseli Hakkari’nin Gizemli Taşları’nı ve belgesel sinemayı konuştuk.

Bahriye Kabadayı Dal, belgesel sinemanın genç ve başarılı yönetmenlerinden. Adını geniş kitlelere son derece önemli bir bellek çalışması da olan Devrimci Gençlik Köprüsü Film ile duyurmuştu. Sonraki filmi Hakkari’nin Gizemli Taşları belgeseli ise yurt içinde daha seyirciyle sıkı bir ilişki kurmadan yurtdışında tanındı. Film yurtdışında katıldığı önemli festivallerin yarışmalarından ödüllerle döndü. Hakkari’de 1998’de rastlantıyla ortaya çıkan 13 stelin öyküsünün anlatıldığı film, bu dikilitaşların serüveni üzerinden bir coğrafyaya dair tarihi ve arkeolojik  bir okuma  sunuyor. Dikkatli izleyiciler için yalnızca tarihi ve arkeolojik bir gezinti içermiyor belgesel, önceki belgeselinde de olduğu gibi kat kat soyulabilecek anlam katmanlarıyla bir bellek okumasını da gerçekleştiriyor.  Hemen her karede ve arkeolojik bulguda ‘coğrafya kaderdir’ sözünü kulaklarda çınlatan bu filmi ve ödüllerini yönetmeniyle konuştuk.

Asuman : İsviçre’nin Nyon kentinde düzenlenen 9. Uluslararası Arkeoloji Filmleri Festivali’nde “En İyi Küçük Bütçeli Arkeoloji Filmi” ödülü, Fransa’daki Narbonne Arkeoloji Filmleri Buluşmaları’ndan Jüri Özel Ödülü, Almanya -Brandenburg’ta gerçekleştirilen CINARCHEA Uluslararası Arkeoloji Filmleri Festivali’nden Büyük Jüri Ödülü ve İtalya’da 26.sı düzenlenen Arkeolojik Film Festivali’nden Mansiyon Ödülü… Bekliyor muydunuz bu kadar ödül? Ve Avrupa’dan gelen bu ilgi ve takdiri -hem belgesel sinemaya hem arkeolojik çalışmalara ülkemizde verilen değer ve kıymeti düşünerek-  nasıl yorumlamalı? 

Yurtdışından bu kadar ödül beklemiyorduk açıkcası. Yurtiçinde de tam tersi, ödül değil ama pek çok gösterim olacağını hayal etmiştik. Narbonne, Rovereto, Sicilya ve Berlin’e gidemedik, Nyon’daki gösterime katılabilmiştik Burak’la. Hakkari gibi uzak bir coğrafyada 3.000 yıl öncesine ait steller hakkında Türkçe ve Kürtçe bir film sözkonusu . Perdede film başladı ve yaklaşık 5. dakikanın sonunda, tümü İsviçreli ve Fransız olan seyircilerin bu hikayeden hiçbirşey anlamayacakları duygusuna kapıldım. Aynı zamanda bilgi ağırlıklı bir film çünkü. Fakat hiç öyle olmadı. Yöneltilen soru ve görüşlerden, yansıtmak istediğimiz duygunun seyirciye geçebildiğini görüp çok mutlu olmuştuk. Türkiye’deki duruma gelince, malum: hem belgesel yapıyorsunuz, yetmiyor bir de arkeolojik bir konuyu ele alıyorsunuz. Bu ikisinin Türkiye’de çok ilgi gören iki alan olduğunu hâlâ söyleyemiyoruz maalesef. Filmi izlemek isteyen çok insan var fakat gösterim düzenlemeye –yine maalesef- zaman ve enerji ayıramıyoruz. Aslında filmin esas gösterim mecrası festivaller olacaktı. Ama özellikle 2014 Ekim’den beri belgesel sinema alanında yaşanan çeşitli sansür uygulamalarına karşı protestolarımız nedeniyle neredeyse festival gösterimi yapamadık. Bundan sonra gelecek talepler doğrultusunda gösterimler yapmayı istiyoruz.

Asuman: Bu stellerin ve onların film oluş hikâyesini dinlemek isteriz sizden. Önceki filminizin alan çalışmasıyla zorunlu bir ilgisi olmalı mekânsal açıdan. Söyleyecekleriniz zorluklar, dikkatler bağlamında Türkiye’de belgesel çalışacak gençler için de ufuk açıcı olacaktır.

Devrimci Gençlik Köprüsü belgeselinin çekimleri sırasında, bir başka film çalışması dolayısıyla Van Müzesi’ne de gitmiştik. Stelleri ilk kez o zaman görmüştüm. İki nedenden dolayı çok etkilenmiştim.  Birincisi, formları çok ilginçti, özellikle yüz yapıları. İkincisi de, M.Ö.’ye tarihlenen böylesi eserleri beyaz badanalı müze duvarlarında asılı bir şekilde görmenin getirdiği yabancılaşma çok yoğundu. Bu söylediğim 2005-2006 yılları. Yaklaşık 7 yıl sonra, evde fotoğrafları düzenlerken, stelleri ilk gördüğümde çektiğim siyah beyaz fotoğraflar çıktı karşıma ve bunlara ne olduğunu merak ettim.  Çünkü o zamana kadar, stellerin ait olduğu dönem, önemleri, bölge tarihi vb konularında hiç bir habere rastlamamıştım. Bunu araştırma süreci zaten belgeselin başlangıcı oldu. Kısa bir süre sonra, stellere ait bilgiler de vereceğimiz ama aslında “arkeolojinin tarihi yazma/ yorumlama yaklaşımı” üzerinden giden bir yola girdik. En baştaki zorluk, ele aldığımız döneme dair görsel malzeme olmayışıydı. Hatta, stellerin çekimlerini yapmak için Van Müzesi’ne başvurduğumuzda, deprem nedeniyle hasar gören Müze’nin kapalı olduğunu, eserlerin yeni inşa edilecek Müze’ye taşınmak üzere paketlendiğini öğrenmiştik. Steller de paketlenmişti yani!  O sorunu filmde teknik anlamda bir şekilde çözdük. Arkeolog Prof. Veli Sevin’in  konuyla ilgili kitabı metinsel anlamda çok yararlı oldu. Hakkari yerel tarihi konusunda Devrimci Gençlik Köprüsü belgeselinde de anlatımlarından yararlandığımız İhsan Çölemerikli ve dengbej Abdülkadir Kızılkaya’ya başvurduk. M.Ö. 3000’lere ait görsel bulamayacak olmanın dezavantajlarını böylelikle aşmaya çalıştık.

Asuman: Türkiye’de arkeolojik, etnolojik ya da antropolojik belgesellerin sayısı çok az. Bunu neye bağlıyorsunuz? Sizi arkeolojik bir belgesel çekmeye iten nedenler nelerdi? Hem alanda hem kurgu aşamasında ne tür zorluklarla karşılaştınız? Bunlardan hangileri seçtiğiniz konuya ait hangileri genel olarak belgesel çekmenin zorluklarına aitti?

Biz özellikle arkeolojik bir film yapalım diye yola çıkmamıştık. Daha önce gördüğüm ve etkilendiğim birşey üzerine yeniden düşünmeyi tercih ettim demek daha doğru olabilir. Türkiye’de arkeolojik, etnolojik ya da antropolojik film çekme konusunda en başta gelen zorluk yapım zorluklarıdır bana göre. Konu ya da hikaye bulmak hiç zor değil çünkü Anadolu gibi  kadim bir coğrafyada. Ayrıca tarih, kültür, sanat çalışmalarına destek bulmanın zorluğuna ek olarak sözkonusu alanlara – sadece belgesel izleme değil- okuma anlamında da ilgi duyan insanların azlığından bahsedilebilir belki.

Filmin çekimleri sırasında özel bir zorluk yaşamadık. Bölgenin niseten sakin olduğu bir dönemdi. Biz çekimlerimizi yaptıktan sonra Cilo Dağları’na çıkmak yine yasaklanmıştı hatta. Devrimci Gençlik Köprüsü dönemindeki Hakkari ile bu film çekimleri sırasında karşılaştığımız Hakkari birbirinden epey farklıydı diye belirtmek isterim. Ama bu uzun bir hikaye... Kurgu kısmında, anlatılanları görselleştirme  noktasında güçlük yaşadık, dönem ve malzemeyle ilgili olarak.

Türkiye’de belgesel yapmaya çalışmanın maddi anlamdaki yapım zorluklarından hiç bahsetmeyeyim. Moral bozucu ve negatif etkili konular bunlar... Daha iyi günleri hayal etmeye devam ediyoruz.

Asuman: 2000’lerin başları belgesel film üretiminin hem nitelikçe hem de nicel olarak yükselişte olduğu yıllardı. Bu furya sanki geçti. Hava duruldu.  Sektörün kendine ait ciddi sorunları varken son yıllarda buna eklenen sansür gibi tatsızlıklar alana ilgiyi sizce nasıl etkiliyor. Belgesel sinemada ısrar eden biri olarak konuya dair içeriden bakışınız nedir?

Son yaşadıklarımız belgesel yapmayı motive etmiyor açıkcası. Kendi alanımızın tarihine not düşmek için bunlardan bahsetmek gerekiyor aslında ama inanın beni çok üzüyor ve yoruyor. Belgesel sinemacıların çoğunu hırpalayan bir süreçten geçtik, hâlâ da sürüyor. Yani özetle, film yapma şevki kalmıyor insanda. Filminizi ortaya çıkarabilmek için canla başla çalıştıktan sonra bir bakıyorsunuz ki onu paylaşabileceğiniz bir alan, bir ortam kalmamış. Elbet düzelecektir, ama 3 yıla kadar mı desem 30 yıla kadar mı bilemiyorum. Mücadeleye devam.

Asuman: Belgeselcinin çekmecesi hiç boş kalmaz. Filminiz yeni yeni izleyicilerle buluşuyor; ama biz soralım yeni çalışmalarınız, projeleriniz neler? Ve elbette Hakkari’nin Gizemli Taşları izleyicilerle buluşmayı hangi etkinliklerle gerçekleştirecek?

Planlanmış bir gösterimimiz yok henüz,  gösterim taleplerine açığız. Bizim çekmecede öncelikle “Baksı; Ütopyadan Gerçeğe belgeselimiz duruyor. Film son haline geldi ve 2016 festivallerine hazır. Geliştirme aşamasının sonuna geldiğimiz en yeni projemiz ise yaklaşık 6 yıldır bir yandan üzerine çalışmayı sürdürdüğümüz Bir Karadeniz Yolculuğu. Dünyanın dört yanına dağılmış Karadenizlilerin geçmişine dair müzikal bir yolculuk diyebiliriz şimdilik...

 

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)