Edebiyat Dolayımından Çıkmalar 7 / Barış Acar

Neresinden bakılsa sıradışı bir felsefeci olarak görülecek Lingis'in benim için en sarsıcı paragrafı buydu herhalde: 

“Konuşan insanlar arasında her türlü söylem dışarıdaki yabancılara, parazit ve muğlaklık yayanlara, iletişimin gerçekleşmemesinden bir çıkarı olanlara karşı verilen bir mücadeledir. Ama iletişim, gerçekleştiği ve bazı önermeler doğru olarak belirlendiği ölçüde yabancıları saçma sapan konuşan, kafası bulanmış deli ya da vahşi kişiler olarak adlandırır ve onları şiddete havale eder.”

Şiirin yaptığı ile iletişimin yaptığının birbirine ne kadar zıt yönlerde olduğu bundan iyi anlatılabilir mi, bilmiyorum. Şiir (ya da sanat) iletişimin (her türden bildirgenin) aksine muğlaklık tarafından ele geçirilmiş bir alan kurar. Şiirde (ya da resimde) şair ve okur (ressam ve izleyici) aynı şeyden bahsetmiyor değildir; şairin şiiri (ressamın resmi) ile okurun şiiri (izleyicinin resmi) arasında her zaman bir fark kalacak olmasıdır uyuşmazlık. Ancak burada önemli olan nokta “muğlaklık”ı mistifize etmemek. İçinde herhangi türden bir “yüce”, “kutsal”, “öz”ün izini taşımayan “karar verilemezlik” anlamındaki belli-belirsizliktir sanatın kendine alan açtığı topraklar. Konuşma her daim sınırlarda sürer, iletişim olanaksızdır, yine de bedenler birbirine sürtünür. 

Konsensüs’e karşı herkes vahşete davet edilir. 

--- 

* Alphonso Lingis, Ortak Bir Şeyleri Olmayanların Ortaklığı, (Çev. Tuncay Birkan), İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 1997,  s. 119. 

Görsel: Henri Matisse, Music, 1910.

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)