Edebiyat Dolayımından Çıkmalar 6 / Barış Acar

“Kuşkusuz ressam kasap rolündedir,” diyor Deleuze, Bacon figürlerini değerlendirirken. Ona göre Bacon'ın resmettiği figür bir temsil değildir, daha doğrusu onun figürü bir bedenin temsili olamaz. Doğrudan böyle söylemez ama filozofun “figür”ü zaten bedenin kendisidir. İnsanla hayvanın ortak noktası, ikisi arasındaki karar verilemezlik anı, yani “et” figürde cisimleşmiştir. Cezanne'ın “elmanın elmamsı varlığı” dediği şey bu figürde duyumsanan yaşamdır. (Dikkat! Yaşamın temsili değil, bizzat yaşamın kendidir.) 

Bu noktada sorunun kıyısına yanaşmışızdır. O zaman kasap kimdir? 

Soruyu daha başta yanıltmak için imanın yönünü değiştirelim ilkin. Rancière olsa aynı ilgiyi ses ile söz arasında kurmaz mıydı? Mallarmé şiirinde okuduğumuzun ne kadarı “söz”dür? Hemen şunu düşünebiliriz: Mallarmé'nin “söz”ü vardır. Lakin o söz ancak “ses”le varolabilir. Seslerden kurulu bir sözle karşılaştığımız duyusu öndedir. Dünyanın anlamı önce o anlamın düşünülmesindedir. Anlamın “anlamsı” varlığı. 

Kasap eti bedenden mi soyar?

Yoksa bedeni açığa mı çıkartır? 

Her koşulda poetikanın bir teşrih masası gereksindiğini görürüz.

 

Görsel adı: Saint Bartholomew, Exquisite Pain - Damien Hirst (2008)

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)