Atlas / Zeynep Ergen

                                                                                                         “Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor…”

Rüyaydı. Gökyüzü ile denizin birleştiği yerdi, göz bebeğinin içindeydi gördüm. Büyük kanatlı kuşların çığlıkları, kayalıklara gizlenmiş denizkızlarının fısıltılarını işittim denizin üstündeydi yüzün… Rüzgarını unutmuşsun! Yelkenin yırtılmış! Yaşlı balıkçıların eski tekneleri arasında kıyıda mezarlığı var umudunun… Gökyüzü dediğin renk değildi denizin rengi iyi değildi iyi değildik hiçbir kentte… Denize vurmuş gölgeleriydik kentin. Uyuyordun yağmur yağacaktı ama bekliyordu gürlemek için… Kurumasın hor görmesinler diye ormana yakın diktim ağacını, kekikler ve kuzgunlar salındı üzerinde… “Aynı göğün altındayız dediler, “Zaman dediğin, uzak dediğin nedir ki?” Kuş uçuşu gözlerini açıp kapatacak kadar an. Kalp çarpacak kadar. Şimşekler çaktı uyandın, göz bebeğinin içindeydi gördüm.

Rüyaydı. Kentinin coğrafyasında, hiç görmediğim yüzün çizgilerinde gezindim, nefes aldığını, konuştuğunu, uyuduğunu gördüm… Çiz desen ezbere çizerim. Bir şey istemem yanına. Vaatlerden, sözlerden geçtim, epeydir uyuyamıyorum biriyle, karanlığa kaçıyorum, uyumak için gelirim. Uçan balıkları, denize açılmış yelkenleri, kurtulmuş iplerinden tekneleri, ceylan ile göz göze gelen geyiği bilirim, bir de rüyayı. Huysuzluğun sokak köpekleri gibidir kendini sevdirmezsin, öfken dağ, bazen taş kalbin… Şefkatin kalmıştır çocuklara hayvanlara, bana da vardır biraz bilirim. Görmeden duymadan… Kırk halini bilmem bin halini bilirim. Bugünler gündüzün karabasan senin de, çünkü dünya kaba saba… Ağzımızın tadı acı, demli çaylar dahi acı, zemheri soğuklar, azalmış ışıklar… Kahverengi kentlerin birindeyim başka yerde yaşayamam demiştim bir zamanlar kentim için, kendim için… Artık sabah çıkıp giden herkesin, akşam dönemediği yerdeyim. Kırılıyoruz, kanıyoruz, evrende eğilip bükülüyoruz, büyük sorular çıkıyor, büyük canavarlar uyanıyor bir içimizdeki insan uyanmıyor, hayatta kalırsam gelirim.

 

Denizden sonra bulutlar adası var, boşlukta uçarız adaya… Uçmak ormanda koşmaya benzer… Aklından geçti “Seninle yürümedik bile” dedin değil mi? batsın metaforların… Adayı rüyamda buldum yok haritalarda… Kaç iç denizin ardında, daha bir o kadar fırtınan var. Dünyanın tufanı koptu birini sevmek için neye ihtiyaç varsa ilk kurtarılacak camını kır sebepsiz ben severim, varım. Rüyamı yazdım, şimdi kendi kehanetini yazan bir atlas yazıyorum sana… Uzaklar, rüyalar, kavuşmalar adına. Birbirini rüyasında gören büyümüş çocuklar için bile mavi hala...

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)