Albert Dürer ya da Melankolik Arketipsel Okumalar / Zeynep Ergen

Cehaletin, umutsuzluğun kötücül sisli sembolleri ne zaman çöreklense

sanatın, insanın umudun üzerine,

kişisel mikrokosmozumuz ile hep bağlantıda makrokosmozun,

o tek kaynağın derin ve muazzam güçleri arketiplerinden,

Kadimlerin Tanrısı Kronos / Chronos Satürn,

yüzleşmek ve yüzleştirmek ve köklerden yenilenmek için

her seferinde canlanır arketiplerin dilinde…

 

            Satürn melankolisine tutsak, “Acı ve Şeytanın işi Kara Safra“hastalığına tutulmuş Albert Dürer, Kuzey Avrupa Rönesans’ ına üstatlığını o yüzden “Melankoli” ( Melencolia I) gravürüyle,gizemli, karanlık, evrensel bir başyapıt ile yazar, 1514 ‘te… Bütün melankolik yolcular için her imgesinde yüzleşerek Satürn ile…

Dürer, yaşamı boyunca onu insanlardan ayrı tutan korkuları, annesi ile krizleri ile boğuşurken, melankolinin griliğinden hep evrensel sembollerin gizemlerine yaklaşmıştır sanatında…Gravür, bu yüzden uyanışı anlatır, bu hayatta ne yaptığın, ne amaç için,ne için çabaladın, mücadele ettin, direndin diye sorar.

 

Gravürün merkezindeki kanatlı figür, yüzü karanlıkta, başı yumruğuna dayalı, annesinin ölümünün yasında, ekonomik koşullar, dinsel baskılar ve savaş arasında sıkışmış Dürer’ dir. Simyanın ilk basamağı siyah maddenin kasveti sarmıştır çevresini… Kucağında henüz açılmamış gizemlerin sembolü kitap, ilahi sistemin sembolü pergel, belinde gücün sembolü gizemleri açacak anahtar, zenginliğin ve dünyanın sembolü para kesesi ile Zamanın, Ölçünün, Döngülerin Ötesinin Tanrı’ sı Satürn gözükür. Albert Dürer “Kahramanın Yolculuğu” nda hem balinanın karnında cehennemde, hem de kosmozun, ilahi yardımın tılsımlarını bir arada çizmiştir kendi imgesinde…


 

 

Figürün önünde oturduğu kapısız, penceresiz yapının duvarında suskun çan zamanın er geç geleceğini, kum saati ile güneş saati kalan süreyi haber verir, terazi “ne ekersen onu biçersin” adaleti Satürn sembollerindendir. Duvardaki soldan sağa, yukarıdan aşağıya sayılarının toplamı 34 olan gizemli sayı dörtgeni vefk bulunmaktadır. 34 sayısının anlamı tam olarak henüz çözülememiş olsa da, simyanın Rönesans döneminde kainatı anlamak ve anlamlandırmak için kabül edilir yöntemlerden olduğu bilinmektedir. Bu sembol içe dönen melankoliğin ilahi güçle kadimle temasını gösterir gravürde…

Personanın sembolleri zemindeki cetvel, kerpeten, çekiç ve teknik aletler ve bir değirmen taşı üzerinde olağandışının yaratıcı imgeleri çocuk veya melek olup olmadığı tartışmalı bir figür ve yarasaya benzeyen bir figür bulunmaktadır. Melankolia yazısını gravürün en tekinsiz imgesi taşır açılmış kanatlarında… Gravürdeki son figür açlıktan zayıf düşmüş, bilgelerin arkadaşı köpek ise sadıktır, sahibine… Tanıktır “Kendilik” yolculuğuna…

            Figürler ile arkadaki manzara arasında yedi basamaklı merdiven, ruhların yükselişidir, Dürer’ in güçlü mistik inancı bu sembol ile gravürde belirir. Merkezdeki Kanatlı Figürün ayaklarının dibindeki ışıklı küre bir başka mistik göndermedir, simyanın gizemlerine…

Arka planda bir kuyrukluyıldız ve gökkuşağı vardır. Kuyrukluyıldızın o dönemde felaket getirmesinden korkulan Komet Kuyrukluyıldızı’ nı sembolize ettiği düşünülmektedir. Bununla beraber bu gravür ile yakın tarihlerde yayımlanan, Agrippa von Nettesheim’ in okült felsefe eseri ‘De Occulta Philosophia’ da Melankolinin bedensel nedenleri arasındaki bilgiye ak safra da eklenmiş ve Melankoli türleri üçe çıkmıştır. Melancholia Imaginationis Sanatsal yaratıcılıkla, Melancholia Rationis akılsal yaratıcılıkla, Melancholia Mentis Tanrısal yaratıcılıkla ilgilidir. Bu yoruma benzer olarak gravürde Melankolinin üç türüne de rastlanır. Kuyrukluyıldız, Gökkuşağı Kurtuluş, Merdiven İlahi olana Yükseliş, Işıklı Küre inanç ve ışık sembolleridir.

Albert Dürer bu gravüre, durgun siyah maddeden canlanan, maskülenden, personadan, ilahi olana geçişin imgelerini, kurtuluş umarken uyanışa dair inancı, amaç için mücadeleden çabadan sonra alınan hediyeyi işlemiştir.

1500 Tarihli portresinde imzasını “Ben Nürnbergli Albrecht Dürer kendi kendimi yarattım" olarak atan Dürer, kendi personasından sıyrılıp, insanın tasvirini derin bir sembolizm ile birleştirmiştir, inanmaktan ilhamla çıkarmıştır kendi kosmozunu ve arketiplerin alegorisini…

Dünyanın sonunu gördüğü rüyalara rağmen,

“Kara Safra” ilahi varlığa giden dönüşümün imgesidir artık… 

 

 

Melankoli gravürü, Dürer’ den çok sonra,

liner zamandan bağımsız rüya görenler,

tutunamayanlar, umutsuzlar, düşüp yeniden doğrulanlar,

bu dünyaya ait olmayanlar,

acıdan kıvranırken dünyayı yaratanlar,

ve bir süre karanlıkta kaybolmuşlar için

kabuslardan

Sylvia Path dizeleri fısıldar;

"Bir şeyin öldüğünü ve özgür olduğunu düşünürsün. sonra,

onu içine çöreklenmiş sana gülümserken bulursun..."

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)