Mektup / Meriç Aytekin

Hypatia’ya Mektup

‘’Ve Davut eline asasını aldı
ve vadiden  beş çakıl taşı seçti
ve onları çobanın torbasına koydu’’
(1.Samuel 17:40)


Bir Akdeniz kentinde sevdiklerini acem laleleri ile taçlandıran kızıl saçlı çocuğun neşesini göstermek isterdim size. Acem lalelerini bilirsiniz... Güneşi pek severler kralların kanı toprağa damladığında.
Öfkeden, nefretten değildir bu kana susamışlıkları veya ölüme değildir yakarışları… Aksine güneşe  karşı tanrıların en şaşaalı tapınaklarını  kıskandıracak güzellikte ve  dimdik durdukları içindir bu kana olan sevdaları…

Kutsal matematiğin ve ilahi geometrinin derinlerine inmek kuşkusuz yeryüzünün bitmek tükenmek bilmeyen acılarından bahsetmekten her zaman daha soylu bir hareket olacaktır ancak kimin gücü kaldı kendinden bir haber varoluşumuza ‘ben’’ ‘i hatırlatmaya? Kimin gücü kaldı kılıcını ve kalkanını bırakıp ölümsüzlüğü tatmaya?

Sizin güzelliğiniz karşısında sorular sormayı değil sessizliğinizi paylaşabilmeyi tercih ederdim çünkü bilirim; insan eli değmiş her kuyu her ırmak her çeşme benim içimi kurutur, canımı yakar.

Bundan böyle tükenmeyen kaynağın köşesinde bir çakı taşıl gibi ebediyete kadar bekleyeceğim seni Sevgili…

Meriç Aytekin
26.03.2016

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)