Edebiyat Dolayımından Çıkmalar 4 / Barış Acar

Badiou, Inestetik'inde Rimbaud'ya atıfla şiirle delilik arasındaki yakınlığı sorgular. Çünkü ikisi de “dile getirilemeze mim koyar”; başka bir deyişle “baş dönmelerini sabitler” (1) Rimbaud ne diye “yazık kendini keman olarak bulan ağaca” demiştir? 

Bütün bunları nasıl anlamalı? 

Şair'in duyumunun gücünü ıskalamanın pek çok yolu var. “Dile getirilemez”in “yüce”leştirilmesi bir tarafa, yüceleştirilenin düşürülmesi diğer tarafa düşer. Açıldıkça çiftleşen mistifikasyonlar üretilebilir buradan. Ağaçtaki dirimsellik de kemandaki edimsellik de bu mistifikasyonlara eklenebilir. Keza sorun, her zaman olduğu gibi, bir metodoloji sorunudur. 

Badiou'ya soracak olursak hakikatle ilişkilenme biçimidir sanatın koyduğu mim. Şiir ile onun yorumunu birbirinden ayırmaya çalışırken yaşadığımız zorluk bize “hakikat”in orada durduğunu gösterecektir. Bir düşünme formu olarak şiir gerçekler ürettiği ölçüde hakikate katılır. 

Hakikat hakkında ne düşünürsek düşünelim, şiirin ürettiğinin dilin ürettiğiyle tümüyle farklı yönlerde çalıştığını görebiliriz buradan. Dil, bir gerçeklik üretmez, ya da üretimiyle bir hakikate katılmaz. Çoğu kez de aracılık ediyor göründüğü yerde böylesi bir çabanın çok uzağında bir yerlere sürükler bizi. Bir geleneğe getirir, bir kanonun kıyısına, bir kuruma çıkartır yolcusunu. Felsefi retorik geleneği bunun örnekleriyle doludur. 

Badiou'nun başka bir yapıtından tamamlayalım: “Şiir sanatın sekteye uğratılmasıdır,” demiş Lacoue-Labarthe2. 

Büyük harfle başlayan bir Sanat burada filozofun sözünü ettiği, eminim. 

Şiir, dil olmadığı ölçüde, sanatın sekteye uğratılmasıdır, diye sürdürebilirim bu sözü. Keza kemana ancak ağaç olmadığı ölçüde sevinebiliriz. 

 

---

 

1. A. Badiou, Başka Bir Estetik – Sanatlar İçin Küçük Bir Klavuz, (Çev. Aziz Ufuk Kılıç), İstanbul: Metis Yayınları, 2010, s. 38.

2. A. Badiou, Küçük Pantheon, (Çev. Işık B. Fidaner ve M. İrvem Keskinoğlu), İstanbul: Encore Yayınları, 2015, s. 162.

 

Kullanıcı Yorumları (Yorum Ekle)